Tasarım yada reklamın özünde, toplumun genel kanısına göre “farklı akıl yürütmenin” olduğunu düşünmüşümdür hep.
Bir kitap keşfettim. Yanlış sandığımız kararların yararlarını, risk almanın hayatı nasıl garantiye aldığını, mantıklı davranmanın aslında çokta mantıklı olmadığını anlatıyor. Kitabın adı: Aklını Kullan Aksini Düşün.
Saatchi & Saatchi Londra’nın eski yaratıcı yönetmeni Paul Arden kitabı yazmamış. Çocuklar Reklam Ajansı’ndan Ferhat Tümer ise bunu Türkçeye çevirmme gereği bile duymamış.
Kitaptan Notlar
- 1968 yılı Meksika olimpiyatları. Dick Fosbury de bir yüksek atlamacı. O tarihe kadar herkes çıta üstünden yüzüstü atlıyormuş. Fosbury bugün adı ile anılan sırtüstü atlayışını o gün ilk kez yapmış. Aksini düşünmüş. Olimpiyat rekoru kırmış.
- Benzer işleri yeniden yapmak sıradanlıktır. Taze bir çiçeğin fotoğrafını çekmektense, ölü bir çiçeğin mükemmel fotoğrafını çekmek daha akılda kalıcıdır.
- 1934 yılında satışlarını artırmak için Penguen Yayıncılığın aklına bir fikir gelir. Fiyatı ucuzlatıp, sürümden kazanmak. İyide zaten bu fiyatlarla kazanç olmuyordu, başka türlü nasıl başarırlardı ki. Tabiki aksini düşünerek. Hiç ciltsiz kitap olur mu, 1934 gibi bir yılda kitap perakende zinciri marketler de mi satılır be avanaklar… (Penguin Books bugün dünyada güçlü bir yayıncılık devidir.)
- Senee bin dokuz yüüz, eskiler. Farklı vizyonu ve iddiası olan biri, şirketinin ismini değiştirmeye karar verir. Kısa, telaffuzu kolay ve başka bir şeyi çağrıştırmayan bir isim olmalıdır. Kodak, iyi mi?
- Braille alfabesi kullanarak “DOKUNMA!” yazmak güzel bir tezat örneği.
- Sıradanlık tehlikelidir.
- Oxford’dan bir profesör, oralarda çırılçıplak nehirde yüzmenin adet olduğu bir nehirde anadan üryan yüzüyormuş. Tam çıkarken öğrencilerine yakalanacakmış kiii… Aksini düşünmüş. Havluyu bedenine değil de yüzüne dolamış.
Daha onlarca aksini de düşünmemiz gerektiren olay ve tespitlerle dolu bir kitap. Belki daha sonra devamını yazmam




